1 Ağustos 2011 Pazartesi

Sadece Bir Kadının Küçük Dünyasından Bir Bakış..

Aldatmayan erkek yok bence. Bu cümleyi milyon kere kurmuşumdur belki de ama böyle biraz eksikti sanki, bir şeyler daha lazımdı tam anlamını bulması için. Son zamanlarda tanıdığım ya da duyduğum erkekler sayesinde bu konudaki mantığım belki de abartı denecek kadar değişti. Marjinalleştim mi nedir daha geniş bakar oldum olaya. Aslında erkekleri de (tabi hepsini değil) bir yerden sonra anlamaya başladım sanırım. Evet başıma saksı falan düşmüş olabilir bence de bir kontrol ettirmek lazım ama bilmiyorum, sadece değişik açılardan bakmaya çalışıyorum, çok mu medeni oldum?

Şimdi bana göre etrafta bu kadar güzel ve vermeye hazır hatun varken bir erkeğin aldatmayı düşünmemesi gibi bir durum söz konusu olamaz. İlk zamanlar bir iç çatışma yaşar belki ama erkekleri baştan çıkarma konusunda başarıları tartışılmaz olan kadınların çokluğundan o iç çatışmaları da kısa sürer haliyle. Aklını çelen bu kadar cazibe olmasa tek bir kadını isteyebilirdi belki erkek de ama bu durumda hiç inanmam. Bana göre benim sevgilim ya da nişanlım ya da kocam beni aldatmıyo diyorsan, seninki ya çok zeki iyi saklayabiliyor ya da daha eline bir fırsat geçmemiştir aldatabilmek için. O fırsatın da ne zaman geleceğini kim bilebilir ki..

Bir de aldatmayı beceremeyen tipler vardır ki onlar için 'bak aldatmıyo' diyecek kadar Pollyana değiliz sanırım. Bu tiplerin işi gücü dışarıdaki hatunlara bakmaktır, ahhhhhhh çekmektir, çok ister gelsinler gitsinler ama beceremezler bunu yapmayı. Aklında, evinde, odasında, zihninde devamlı aldatıyordur oysaki ama bu adam hiç suçlanmaz işte. O gördüğü her kızla beyninde bin defa yatmıştır belki ama yatağa atamadı ya çok iyi sevgilidir o, kızlar çok sever o sevgililerini yazık ki..

Aldatılmak ne olursa olsun canını yakıyo insanın bu su götürmez gerçek. Birilerinden duyuyosun, ya da seziyosun binbir dedektiflik numarasıyla öğreniyosun, küçük düştüğünü hissediyosun, seni değil o kadını tercih ettiğini düşünüyorsun, ağlıyosun, kahroluyosun oooooo neler neler.. Öğrenmesen problem değil aslında o yüzden yapıcaksa benden gizli yapsın ben bilmiyim diyoruz kızlar olarak çoğu zaman. Uyutulmak istiyoruz yani ama bir yandan da yakalamaya çalışıyoruz paranoyaklıklar falan biz de ne istediğimizi bilmiyoruz aslında. Onlar da bilmiyorlar. Bu yüzden böyle tiksinç ilişkiler yaşayıp geçinip gidemiyoruz işte..


Geçenlerde şahit olduğum bir olay, erkek olan yakın bir arkadaşım ve benimle dertleşmek istedi sadece aslında. Konunun sonunda ufaktan, yok hatta baya bi ağzına sıçsam da derdini anlatıp küfürü de yiyip rahatladı biraz sanırım. Bu bizim it bir kızla birlikteydi ama kız da tatlı mı tatlı birşey böyle, yanaklarını ısır, orasını burasını mıncır tiplerden, neyse.. Bunlar bıdı bıdı vik vik geçinip gidiyorlar derken 2 sene geçti ve artık evlenin falan diyordum ben o kadar seviyorlar birbirlerini de. Geçenlerde birden arkadaşım beni aradı ve aynen söylediği şeyi aktarıyorum  'Büş ben çok kötü birşey yaptım, vicdan azabı çekiyorum ama pişman da değilim mutluyum, kimseye anlatamıyorum derdimi sen anlayabilir misin beni?' Hayır bir an cinayet işledi de cesedi saklicak yer falan arıyo diye düşündüm, beyin fırtınası geçiriyordum ki neyse sonra anlatmaya başladı. Meğer bunun sevgilisi yeni eve çıkmış bir süre önce arkadaşıyla. Bu hınzır da eve gidiyo kalıyo falan tabi haliyle derken en olmiyacak şeyi yapıp tutup kızın ev arkadaşına aşık oluyor. Kızda da bir işveler bir cilveler derken uzun sözün kısası bu it kızdan ayrılıp ev arkadaşıyla birlikte olmaya başlıyor. Diğer kız da tabi hem sevgilisinden hem de en yakın arkadaşından yediği kazığa oturarak bunalım zamanlar geçiriyor haliyle. Çocuğun azına sıçtım, kıza sövdüm sövdüm sövdüm ama sonunda bana bir şey söyledi, yorum yapmıyorum  ve onu da aynen yazıyorum : 'Büş, onu seviyordum ama ev arkadaşını görünce sevgi değil bildiğin aşık oldum, başka hiçbirşey istemiyordum, bir daha gelicek miyiz hayata? Neden aşkımı yaşayamıyim ki? Ben aklımda sadece ev arkadaşı varken onla birlikte olmaya devam etsem daha mı iyiydi? Ya da diğerleri gibi ikisyle de mi birlikte olsaydım?'' Hala olay bana çok ağır gelse de artık kimseyi suçlayamıyorum, mantık çok da saçma değil aslında. Aldatmak sadece bedensel değil ki, aklında başkası varsa, kalbinde başkası varsa o ilişki bitmemiş midir, ben mi saçmalıyorum yoksa yine? Ufh bilmiyorum bu konudaki fikrim her dakikada değişiyor çok sinir bozucu bir durum..

O zaman iki olay daha anlatayım da birlikte yoralım çük kadar beynimizi. İlk olayda esas kızımızla esas erkeğimiz ilk gördüklerinde ciddi anlamda etkilenirler birbirlerinden. Zamanla bir ilişkiye başlarlar, çekim vardır aralarında, zamanla aşık olurlar. Çocuk hiç bir zaman aldatmayacağına yemin eder, gözü kızdan başkasını görmüyordur öyle söyler. Kız inanır. Ama gün gelir o da aldatır... Kız kırılmıştır, ayakta uyutulmuştur, başkasından öğrenmiştir ve küçük düşmüştür, aldatılmıştır ve en kötüsü de kandırılmıştır! İçi acır ve ayrılır, bu da aşk hikayelerinin sonu olur. Tipik bir Türk ilişkisi aslında temel hatlarıyla, o yuzden herkese tanıdık gelmesi de çok normal. Asıl anlatacağım ikinci hikaye yabancı gelicek hepinize çünkü alışılmadık olan o. Yine bir esas oğlan ve  esas kız mevcut ve yine birbirlerini gördüklerinde etkilenme mevcut. İnanılmaz çekim var, ve yine bir süreden sonra birlikte olmaya başlayacaklardır ki çocuk anlatmaya başlar: 'Senle herşey çok güzel ama benim başka ihtiyaçlarım da var. Senle görüştüğümüzün ertesi günü bi kızla yattım. Büyük ihtimalle yarın gece de öyle olucak. Senden bir şey saklamak istemiyorum, seni üzmek istemiyorum, en azından dürüst olmak istedim. Sen çok farklısın, çok güzelsin, çok iyisin ama diğerleri olmadan da yapamıyorum napiyim, ben orospu çocuğunun tekiyim, senin aradığın adam ben değilim!'

İknci olayı duyunca 'çüş amk' diyor insan di mi? Ben de ilk duyduğumda öyle dedim, yok artık bu nasıl bir orospu çocukluğu dedim. Ama biraz daha düşününce öyle değil diyorum şimdi. Hangisi daha kötü? Aylarca belki yıllarca mal gibi inanıp sonunda hüsrana uğrayıp yaptıklarına yanmak mı, kandırılmakmı? Yoksa en başından kim olduğunu ne olduğunu söyleyip bu şekilde kabul edersen et etmezsen seni oyalamama da üzmeme de gerek yok mantığı mı, ne kadar kötü olsa da dürüst olmak mı? Aslında hangisi daha orospu çocuğu?

Evet aldatmak diye birşey olmasa keşke, herkesin sevdiği insanla beraberce bir ömür mutlu yaşayabildiği ütopik bir dünyamız olsa.. Ama üzgünüm ki hepimiz bok gibi ilişkiler yaşamaya devam edicez kusura bakmayın. Daha çok hikayem var aslında farklı yönlerden kandırma konusunda. Bir de sana aşık olduğunu inandırıp aklınca eylenmeye çalışanlar var onlara girmiyorum bile. Olayın özünü çözdük bence daha fazla uzatmaya gerek yok. Bütün bu söylediklerimizin sonucunda evet evlilik çok zor görünüyor ya da uzak, olmiyacak, olsa da yürümeyecek bir şey gibi. Ne diyim demekki insanlar boşuna korkmuyo evlenmekten, birisine resmi makamla bağlanmaktan boşuna kaçınmıyorlar.. Ben ne yaparım bilmiyorum ama erkeklere hayatımın hiçbir döneminde bir daha güvenmeyeceğim kesin gibi. Hee bunları yazdım diye 'Kadınlar da aldatıyo nolmuş yani?' demeyin beyler, biliyorum aldatan kadın da çok ama o da sizin yaranız, oturun onu da siz yazın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder