7 Ağustos 2011 Pazar

Zamanın Doğal Afeti Ninja Sinekler!! Vızzzzzzzzzzz.....

Bildiğiniz gibi aç, susuz ve sigarasız geçirdiğimiz bu sıcak günlerde hepimiz saatleri geçirmek için evde bilimum aktiviteler üretiyoruz kendimize. Sıcaktan evden çıkamaz durumdayız çoğumuz. Bütün gün evde oturmanın bunaltmasından olsa gerek, yemek yenildiği gibi hava da serinlediğinden dışarı atıyor herkes kendini. Biz de işte aynen bunu yapıyoruz. Karnımız tok, dilediğimiz her şeyi içebilecek şekilde sigaralarımızı da alarak gidiyoruz Saklı Bahçe'ye.. Seviyoruz orayı, rahatız, geyik muhabbet gır gır şamata, hava serin, manzara güzel, herkes bizden falan sahura kadar oturuyoruz..  Evet her şey güzel ama aslında bizim çok büyük bir sorunumuz var: SİNEKLER....

Bu günlerde bizi bunaltan sadece sıcaklar değil, bir de sinekler var, sivri sinekler. Evde, dışarda, gece, gündüz, uykudayken, uyanıkken her zaman her yerdeler. Ne evdeki sinek savarlar işe yarıyor artık, ne sokakların ilaçlanması, ne de vücudumuza sıktığımız o sinek kovucular.. Bu sinekler geçen senelerde bunların eğitimini alarak gelmişler, bunlar ninja sinekler.. Vızıldar vızıldar gözünün içine baka baka ısırır da öldüremezsin. Ben beceremiyorum en azından bir türlü.. Öldürenler de öldürmekten bıkıyorlar da ardı arkası kesilmiyor soysuzların! İşte bizim sahura kadar olan keyfimizin de içine eden baş kahramanlar da yine kendileri.. Dün gece yine oradaydık ve ben sadece muhabbetlerin arasındaki sivrilen bazı replikleri paylaşayım ki olayın vehametini biraz daha ortaya koyalım..

Burak: Oooo ekip yine toplanmış, sineklerden naber?

Mamy: Şuana kadar 5 ısırığım var..

Büşra: Ya o değilde bu arabayı yolun ortasına bırakıp giden adamı çok merak ediyorum. Neden bıraktı gitti ki acaba?

Tuba: Anahtarları da bıraksaydı keşke :/

Sitem: Ağğhhh yine ısırdı Allahın belası..

Burak: Parfümüm nasıl?

Mamy: Ağhh 6 oldu.. (şlakkk)

Büşra: Bu arabada bomba olmasın?

Tuba: Hayal gücümüze hayranım..

Kübra: Ayağımın kaşıntısından ölücem..

Emre: Kahve içelim ozaman?

Büşra: Çakmağı vers.. ammmaaaaaaaa göstere göstere de ısırılmaz kii.. (şlak)

Sitem: Aaa polisler geldi arabayı inceliyorlar..

Tuba: Ahhhh yüzümü ısırmasaydın bari..

Mamy: Allahın yok mu senin lan sinek! 7 oldu..

Büşra: Gel bebeğim gel sende :) (köpeğimiz hınzır gelir)

Kübra: Gel annem ağzını burnunu yerim ben senin..

Burak: Kübra şuan tiksindim senden!

Tuba: Ağhhh ne istiyosun benden ya git onları ısır..

Burak: ofhhh ısırdı işte mutlu oldun mu?

Nesrin: Gidiyrum ben saat 2ye geliyor. (saat 1.15)

Emre: Kahve içen var mı?

Burak: Ya parfümüm nasıl dedim!

Büşra: ofhhhhhh sinek gözüme girdi!

Tuba: Arabayı çekiyolar sonunda, sahibini de göremedik..

Mamy: Azına sıçtığımın sineği, 8 olmasaydı bari...

Kübra: Ben köpeğe yiyecek birşeyler getiricem.

Mamy: Ben açlıktan ölsem bana bi tabak yemek hazırlamassın vicdansız..

Burak: Kübra sinek de hayvan, o kanını emince neden kızıyosun?

Büşra: Kiraz yiyelim!

Sitem: Aaaaaaa heryerim kaşınıyo, yarın gelirken evin tülünden sarıcam heryerime..

Nesrin: saat 2ye geliyo ben eve gidiyorum. (1.30) hala gitmez..

Büşra: Sinek sigara dumanına gelmez, devamlı sigara içelim..

Mamy: Dumanını da ayağıma üflesene.. Ağhh 9..

Emre: Hadi bişeyler yemeye başlayalım şimdiden..

Tuba: Ahhh yine ısırdı..

Sitem: üfhhhh beni de..

Kübra: Allah Kahretsin bu sinekleri yaa..

Büşra: ofhh gerçekten Nuh peygamber zamanında o gemiden kovamamış mı bu sinekleri..

Mamy: Öldürmekle bitmiyo bunlar sandalyeyi ışığın altına götürücem ben..

Burak: Kızlar iyi yere oturmuş tabi, ağhh azıma sıçtılar burda..

Emre: Bir kahve daha mı içsem?

Nesrin: saat 2ye geliyor ben eve gidiyorum.. (1.45)

Büşra: Saat bir saattir 2 ye geliyo gelemedi bir türlü amk, tamam git artık..

Tuba: Ofhhh yine ısırdı!!!!!!
.
.
.
.

Geçirmekte olduğumuz bu sıcak günlerde insanoğlu bu duruma karşı çaresiz durumda. Depremi, seli, yangını geçti, mevsimin doğal afeti olmayı başardı. İllallah ettirdi, geceleri uyutmadı, gündüzleri iki çift laf ettirmedi, geceleri rahat bırakmadı.. Katil arılar, çekirgeler, martılar ve bilimum hayvanların filmlerini yaptıklarında çok dalga geçtik zamanında ve bunlar da o yuzden geliyor başımıza biliyorum. Ceplerimiz de minik sinek ilacı cephaneliğiyle gezmeyi düşünür olduk. Çantalarımızda fısfıs sinek kovucular taşıyoruz, devamlı sıkıyoruz işe yaramasa da.. Bir umut işte.. ilk yardım alet edevatları var yanımızda ısırılan yere sürmek için. Anlayacağınız olağan üstü hal ilan ettik kendi çapımızda .
Derdimiz kan da değil artık, hepsi onların olsun, yeter ki artık kaşınmayalım!!!!
Yeter ki kiraz mevsimi geçmesin!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder